Seksenlerin sonuna doğru artık detektif dizileri yavaş yavaş bitiyor, yerini avukat dizileri alıyordu. Matlock yaşını başını almış bir avukat amcaydı. Her bölümde aynı beyaz takım elbiseyi giyer ve mahkeme salonunda çok enteresan ve yaratıcı aksiyonlarla davayı çözerdi. Bunun asistanlığına da kızı yapardı. Babamın sevdiği dizilerdendi.
Perşembe, Haziran 01, 2006
MATLOCK
Seksenlerin sonuna doğru artık detektif dizileri yavaş yavaş bitiyor, yerini avukat dizileri alıyordu. Matlock yaşını başını almış bir avukat amcaydı. Her bölümde aynı beyaz takım elbiseyi giyer ve mahkeme salonunda çok enteresan ve yaratıcı aksiyonlarla davayı çözerdi. Bunun asistanlığına da kızı yapardı. Babamın sevdiği dizilerdendi.
Pazartesi, Mayıs 29, 2006
MUHTEŞEM İKİLİ (Perfect Strangers)
Kuzen Larry ve Kuzen Balki! İşte bu diziden sonra kuzenler birbirine isimleriyle değil kuzen diye seslenmeye başlamıştı! Bu dizide Yonanistan'dan kalkarak Şikago'da yaşayan kuzeni Larry'nin yanına taşınan Balki'nin maceraları anlatılırdı. Bunların sarışın ve güzel sevgilileri de vardı. Komik, eğlenceli ve çok sevilen bir diziydi.
ÇALIKUŞU

Reşat Nuri Güntekin'in en sevilen eserinden uyarlanan bu dizi meşhur oyuncuları ve rahmetli Esin Engin'in muhteşem müziğiyle TRT'nin unutulmazlarındandı. Feride Çalıkuşu rolüyle Aydan Şener televizyonun resmen kraliçesi olmuştu. Kamuran'ı ise Ahu Tuğba'lı bir Bodrum filminden fırlayıp gelmiş gibi görünen Kenan Kalav oynamıştı, öylesine güneş yanığı ve esmerdi kendisi. Sarışın, nazlı ve nazik Kamuran yerine kanlı canlı, şehvetli bir Kamuran olmuştu bu arkadaş. Nurlar içinde yatsın eşsiz Sadri Alışık Doktor Hayrullah rolünde resmen döktürmüş, tekkaş Mine Çayıroğlu ise Munise rolünde ölüm döşeğinde herkesi ağlatmıştı. Bu dizide Feride'nin düğününden önce çıkagelen ve "hiişşşt hişştt küçükhanım!" diyen kara çarşaflı kadın bütün çocukların ödünü patlatırken bizim Özgür de "Kamuran bana fondan verir, ben Kamuran'a veriririm" tekerlemesiyle olayı bambaşka boyutlara taşımıştı sayın seyirciler.
KÜÇÜK HANIM (Sinha Moça)

Seksenlerde bir yaz tatili boyunca sabahları yayınlanmış bir Brezilya dizisi idi. Başrolünde köle İzaura oynuyordu. Dizinin kahramanı pislik Albay Ferrera'nın iyilik timsali (ve de hafiften şaşı) kızı Missi idi, yani küçük hanım. Ferrera zenci kölelerine köpek gibi davranan aşağılık bir adamdı. Kızı da buna inat kölelik karşıtı devrimci Rudolfo ile mercimeği fırına vermiş, Ferrera sonunda bunların evliliklerini gönülsüzce onaylamıştı. Missi'nin anası Ferrera'nın mutsuz karısı Kandida diye çok güzel bir kadındı. Özellikle Ferrera'nın robdöşambırını giyerek bu Kandida ile yaptığı yastık sohbetleri unutulmazdı. Zaman içinde Rudolfo'nun küçük kardeşi Rikardo ile Kandida aşık oldular ama ailesi Rikardo'yu yüzü peçeli esrarlı Anna ile evlendirdi. Bu Anna'nın peçesini açtığı bölümde yer yerinden oynamıştı çünkü bu kız şaşı Missi'den bilem güzel çıktı. Fakat bu kız bir türlü Rikardo ile vuslata eremediği için çok huysuzlandı. Dizinin sonunda Missi ile Rudolfo'nun oğlu olmuş, Anna ikinci kocasıyla sabah akşam vuslata erip rahatlamış, karizmatik Albay Ferrera ise Hakkın rahmetine kavuşmuştu. En son sahnede ise Rikardo ile şen dul Kandida müteveffa albayın verandasından batan güneşe doğru bakarken dizimiz bitmişti. Ben neden bütün bunları hatırlıyorum hala acaba?????
BİZİM EV (Our House)
Vallahi bunu da pazar akşamları izlediğimi anımsıyorum. Bu dizide anne ve çocukları baba öldüğü için dedenin evine taşınıyorlar ve beraberce şenlikli bir hayat yaşamaya başlıyorlardı. Babam çok severdi bu diziyi. En büyük kızı doksanlarda Evimiz Hollywood'da dizisiyle patlama yapacak Shannen Doherty oynuyordu. Her hafta bir iyilik, dürüstlük, erdem dersi verilirdi bu dizide.
YALAN RÜZGARI (The Young and the Restless)

Marianna bittikten sonra TRT2 bu diziyi yayınlamaya başlamış, ismini de jenerikteki harflere uysun diye resmen sıkarak Yalan Rüzgarı koymuştu! Bu dizi Amerika'da 30-40 senedir falan oynamaktadır. Dizide Genova City diye bir kentte yaşayan zenginlerin hayatları anlatılırdı. Baş karakter Allahın belası yere bakan yürek yakan sırık Victor Newman idi, Niki ile evliydi, bunlar birbirlerinin Jack Abbott ve kızkardeşi Ashley Abbott ile aldatırlardı, oy oyy oyyy. Abbott ailesi Jabo firmasının sahibiydi, babaları Can (valla böyle telaffuz edildi o adamın adı yıllarca) zamanında Jill diye bir kadınla evlenmişti. Jill Abbott dizinin kaltak karakteriydi, bu ablayı çok güzel, olgun dolgun bir kadın canlandırırken oyuncu değişikliği olmuş yerine solucan gibi bi karı gelmişti. Tabii dizi otuz sene sürdüğü için oyuncular yaşlanıyor, hatta ölüyordu. Sadece tek bir karakter hiç değişmedi : Ketrin Çenslır!!! Salak hizmetçisi Ester ile malikhanesinin loş odalarını parmaklarındaki yüzüklerle aydınlatır, çeşit çeşit entrikalar kurardı. Bu şehirdeki herkes birbiriyle al takke ver külah sonunda hepsi akraba oldu!
KANUN KANUNDUR (L.A. Law)

Pazarları yayınlanırdı ama farkettim de bir sürü dizi içi aynı şeyi yazmışım! Neyse, bunlar Los Angeles'ta havalı bir büroda çalışan bir grup avukattılar. Dizide bunların aralarındaki aşna fişneler ile koşut olarak mahkeme salonlarındaki çekişmeler gösterilirdi. (Artık detektif dizilerinden avukat dizilerine bir tür geçiş başlıyordu ki bu dizinin yumurtası olarak doksanlarda AllyMcBeal ortaya çıkacaktı) Bu dizinin en yakışıklı bitirim avukatını da Harry Hamlin oynamış ve kızlar arasında çok popüler olmuştu. Ofisteki sevimli tipli kır saçlı amca ile, sarışın geçkince hoş hanım avukat evlenmişlerdi ilerleyen bölümlerde. Sonra da boşandılar galiba?
SUSAM SOKAĞI

TRT'nin ecnebiden alıp uyarlayarak hazırladığı çok eğlenceli bir programdı. Sayıları öğreten kısımları bırakın, o kuklalar ve maceraları müthişti, Kermit başroldeydi ama ismi Kurbağacık'tı. Açıkgöz vardı sonra, çılgın Kurabiye Canavarı vardı. Edi ile Büdü kankigillerin maceraları vardı. Kermit'in röportaj yaptığı akla ziyan tipler vardı. "Dağdan geliyor bir kız döne döneeee", "Söyler misiniz bana nasıl gidilir Susam Sokağı'na?", "Arada kaldım taam arada", en hit şarkılardandı. Hele saymayı öğretmek amaçlı danseden tavuklar çok bitirimdi. Kuklalardan başka mahalle sakinlerinin maceralarını da izlerdik, bu mahalleli ortalarda dolaşan eşşek kadar yaratığa "minik kuş" diyen acayip tiplerdi. Bir de çöp adam gibilerden Kırpık vardı. Manav Zehra teyzenin artıklarıyla geçinirdi. Hep gitarla dolaşan ama "uzuun uzuun kavaaklar" satırından başka şarkı söylemeyen Hakan abi hakkında yorum yapmasam da olur! Susam Sokağı bizim çocukluğumuzdu.
Susam Sokağı şarkısını buradan indirin:
http://www.hemenpaylas.com/download/827330/susam.mp3.html
ALF

Sanırım TRT2'de yayınlanmıştı. Uzay gemisi ile sıradan bir Amerikalı ailenin evine düşen kıllı uzaylı Alf'in maceralarını anlatırdı. Alf'i harika Müşfik Kenter seslendirirdi. Alf çok oburdu, bunların gezegeninde en makbul yemek kedi olduğundan evin kedisini yakalayıp kimse görmeden yutmayı hayal ederdi hep. Aile babasının adı Willie Tanner idi. Ama Alf ona "hey Willie naber" falan gibi laubali şekilde seslenirdi. Annenin adı da Kate idi , oğlanla kızı anımsamıyorum. Yalnız sonradan bunların Erik ismini verdikleri üçüncü bir çocukları da olmuştu. Alf'in perçemli saç modeli de çok bitirimdi.
ZENGİNLER DE AĞLAR (Los Ricos También Lloran)

Ülkemizde kısaca Mariyanna olarak bilinen, çok eski bir Meksika dizisiydi, TRT2'de akşam üzeri yayınlanır, sokakta herkes "Mariyanna başlıyo koşun" der, bu diziyi kaçırmazdı. Mariyanna'yı Veronica Castro oynuyordu bu dizide, kendisinin üçgen yüzü ve nah bu kadar gözleri vardı. Bu Mariyanna fakir bir kızdı, babası ölünce aile dostları Don Alberto'nun evine gidiyor, burada Don'un karısından hizmetçi muamelesi görüyordu. Don'un çok piç, pislik bir oğlu vardı : Luis Alberto Salvatierra! Böyle abuk favorileri, kabarık sarı saçları, vücuduna yapışan İspanyol paçalı streç takım elbiseleriyle çok bitirimdi. Dizide kendisi Mariyanna'ya aşık oluyor ama uzatmalı sevgilisi Ester bunlara bela çıkartıp duruyordu, hatta Luis Alberto'nun kendisine tecavüz ettiğini falan söylemişti. Neyse sonra kötü kadın Ester öldü, berikiler evlendiler. Bunlar balayından döndükten sonra Leonardo geldi bunları ziyarete, Mariyanna'nın odasına çıktı, tam o sırada Mariyanna bayıldı, Leonardo aman düşmesin diye bunu tuttu, ve yine tam o sırada odaya giren Luis Alberto karısına orospu, çocuğuna da piç diyerek terketti bunu oyyyy yaz yaz bitmiyor canım, neyse, Mariyanna doğurdu oğlunu, adı da Beto idi bu veletin. Ama Mariyanna kafayı tırlatıp çocuğu bir kadına verdi, bu arada Luis Alberto ile barıştılar, yıllarca Beto'yu aradılar, Beto hırsız olarak bunların malikhanesine girdi, evlat edindikleri üvey kıza aşık oldu aaaaaaaaaaaaaa neyse yani sonunda herkes birbirine kavuştu, mutlu oldu.
Fakat kütüphaneden de bahsetmezsem çatlarım, bunlar evlenip aradan güya 20 sene geçtikten sonra (aynı streç takım elbiseli ama artık bıyıklı Luis Alberto ile saçlarını burgulu tuhaf bir topuzla toplamış Mariyanna) sürekli "Kütüphaneye gidebilir miyiz Luis Alberto" derlerdi, illa bütün konuşmalar kütüphanede yapılırdı. Allahım ne geyikler dönerdi o kütüphanede inanamazsınız!
VICKI (Small Wonder)
Bu kızın adı Viki, kendi de robottu. Böyle fırfırikli hizmetçi önlüğü giyer, bütün ailenin işini görür, işi bitince de aile bunu dolaba falan kaldırırdı tozlanıp pas yapmasın diye. Tabii bunun robot olduğu sır olarak saklanır, elaleme "ehe bu bizim küçük mahdum" denirdi. Artık ne olup ne bitmişti hiç hatırlamıyorum.
KAPTAN KUSTO'NUN BELGESELLERİ

Herhalde seksenlerde çocuk olup ta kırmızı bereli Kaptan Kusto'nun belgesellerini izlememiş biri yoktur aramızda. Bu artık böyle pazarları mı ne yayınlanırdı. Bütün aile ekran karşısında Kusto'nun dalışlarını, su altının harikulade güzelliklerini izlerdi. Sonra bu Kusto için "Dalışlarında Kuran'da yazılı bilgilerin doğruluğunu görmüş, salavat getirmiş, Müslüman olmuş" dediler. Ülkemizde çok sevilirdi kendisi.
SPENSER EMRİNİZDE (Spenser: For Hire)
Seksenlerde izlediğimiz yedibin tane detektif dizisinden bir de bu Spenser idi. Bunun Hawk diye bir arkadaşı vardı, olay mahali de Boston'du. Spenser her bölümde esrarengiz bir cinayet davası ile karşılaşır ama tecrübesi, engin zekası, yüksek becerileri sayesinde her bölümde olayı çözerdi.
KUZEY VE GÜNEY (North and South)
BENNY HILL SHOW

TRT'nin cumartesi gecesi eğlence programlarının arasında yayınlanan skeçlerdi. (Hani bıyıklı Mehmet Ali Erbil ve gepegenç Çiğdem Tunç'un sundukları, Tolgahan'ın dans grubuyla hayrete şayan gösteriler sunduğu programlar) Benny Hill İngiliz'di ve skeçleri de çok komikti, başlıca karakterler iri memeli kızlar ve tiriti çıkmış yaşlı bir amcaydı. Benny kızlara sarkar, dayağı moruk yerdi, aman çok gülerdik biz bunlara.
Cuma, Mayıs 26, 2006
STINGRAY
Bu dizi esrarlı, esmer ve tüm esrarlı esmer adamlar gibi yakışıklı olan Ray'in maceralarını anlatırdı. Ray'in şahane bir Corvette Stingray'i vardı, her hafta arabasını satılığa çıkartarak gazeteye ilan verir, telefon numarasını bildirirdi. Bu ilanın gerçek anlamını bilen birisi bunu arar, yardım isterdi. Ray hizmetleri karşılığında para almaz, müşterisine Baba filmindeki Don Corleone gibi "dostum ol, ileride bir iyilikle bana borcunu öde" derdi.
Salı, Mayıs 23, 2006
ZENGİN VE YOKSUL (Rich Man, Poor Man)

Nick Nolte'yi parlatan yapımdı. Rudi ve Tom Cordeş kardeşlerin maceralarını anlatırdı, başı beladan kurtulmayan asi kardeş Tom, Nick Nolte idi, Rudi ise akıllı, başarılı, zengin, işte her şekilde hayırlı evlattı. Dizi bu iki kardeşin kıskançlıklarını ve çekişmelerini anlatıyordu. Dizinin sonunda o zamanların en nefret edilen kötü adamı Falkonetti, Tom'u sırtından bıçaklayarak öldürmüş, ülkemizde neredeyse ulusal yas ilan edilmişti. Ceyar ortaya çıkana kadar en çok bela okunan karakter Falkonetti olarak kalmıştı.
JAK (Jack)
Meşhur Fransız yazar Alphonse Daudet'nin aynı adlı romanından uyarlanmış perişan acıklı bir diziydi. Jak isimli çocuğun üvey babasının elinden çektiği çileleri anlatırdı. Üvey babasının adı o dönemde bütün edebiyat hocalarının takma ismi olmuştu. Jak dizisi Türkiye'de fırtınalar koparmış ve Jak öldüğünde resmen cenaze namazları kılınmıştı. Özellikle bizim Selcan abla ile Figen abla bu dizinin hastasıydılar, her bölümü gözyaşları ile izler, en aşağı 1 kilo kabak çekirdeğini de bitirirlerdi ağlaya ağlaya.
MAVİ AY (Moonlighting)

En fenomen dizi Dallas idiyse, en sevilen dizi de Mavi Ay idi. Mavi Ay, gözden düşmüş eski model Maddie Hayes'in iflas ettiğini öğrenmesi ile başlamıştı. Maddie kendine kalan tek mülkü olan Mavi Ay detektiflik bürosuna giderek buradaki personelle tanışıyor, ve müstakbel ortak detektif David Addison, Maddie'yi delirtiyordu. Telefonlara kaçık bayan Topesto cevap veriyor ve her seferinde "Mavi Ay detektiflik bürosu, kedinizi mi kaybettiniz, kocanız mı evden kaçtı..." vb vb bir şiirle açıyordu telefonu. Sonradan şapşal Herbert Viola ile evlenmişti. David Addison'ı yani Bruce Willis'i, nurlar içinde yatsın rahmetli Alev Sezer konuşmuştu. Dizinin ülkemizde bu kadar sevilmesinin, Bruce Willis'in çılgın popülaritesinin sebebi bence bu harikulade sanatçının yaptığı başyapıt dublajdan ileri geliyordu. Dizimizde ise Maddie ofisi satmayıp David ile çalışmaya başlıyor, bunlar çılgınlar gibi kavga ederken bir yandan da davaları çözüyorlardı. Tartışmadan sonra David odasına gider ikisi de karşılıklı olarak çaaattt diye kapılarını çarparlardı. Maddie hep ipekli etek ve bluz giyer, ofise gelip asansörden çıktığında koridorda yürürken yırtmacından güzel bacakları sergilenirdi. David ve Maddie'nin aşkını izlemek nasip kısmet olmadı ama bize, dizinin ortalarından sonra olaylar absürd bir hal alarak abuk subuk şekilde sona ermişti. Bir de dizi yayınlanırken TRT radyo 4'ten mi ne İngilizce orijinal dublajı yayınlanırdı.
MACGYVER

İşte şeytanın kıçına anahtar uyduran arkadaş bu idi. Bu da diğer kahramanlar gibi her bölüm kötülerin peşinden koşardı ama asla silah taşımazdı, onun yerine ortamda mevcut ıvır zıvırdan bin türlü mekanik, silah, makine yapıverirdi. Mesela manavda hapis kalırsa pırasadan bazuka yapar, tuvalette kaldıysa peçete ve sabunla bomba imal edebilirdi. Sokaktaki hiç bir çocuk bu diziyi kaçırmazdı, ağzımız açık seyrederdik. Bir de bunun adının nasıl telaffuz edildiğine dair kavga ederdik durmadam, "makgayvır" mı yoksa "mekgeyvır" mı diye...
işte Serap arkadaşımıza teşekkürlerimizle unutulmaz jenerik:
http://www.hemenpaylas.com/download/1344756/McGyver.mp3.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

