Pazartesi, Mayıs 15, 2006

ALACAKARANLIK KUŞAĞI (The Twilight Zone)

TRT'nin ödümüzü patlatan dizilerindendi. Çok şaşırtıcı bir sonla biten gerilim öyküleri gösterilirdi. Hepsinin en büyük numarası sonunda saklıydı ve olayı en akla gelmedik şekilde bitiren sürprizli finali izlerken insanın kanı çekilirdi.

16 yorum:

Adsız dedi ki...

heh kafadan biraz noksanlığım varsa bi buna bide otostopçuya dayanır zevkle izlerdim hemde 5 yasından beri manyak mıydım ben :S belki harikaydı acayip gererdi bi seferinde uçakları düşüren yeşil bi canavar vardı ıy tüylerim diken diken oldu yine :S
spi..

mine dedi ki...

benim hatırladığım alacakaranlık kuşagını zenci bir adam sunuyordu. kısa öyküler yayınlanmadan önce kısaca ve ürkünç bir şekilde anlatırdı.

beyefendiler ve oyuncular dedi ki...

Zenci adamin sundugu Alacakaranlik Kusagi'nin yeni bolumleriydi. Eski bolumleri Rod Sterling tarafindan sunulurdu. Cok sigara icerdi Rod agabey, topragi bol olsun... Hayatinin anlatildigi bir belgeselde bu noktanin da alti cizilmisti.

galactica dedi ki...

İzledigim en muhtesem korku-gerilim diziydi. Keske yeniden yayinlansa da izlesek. Orhan Boranla Pazar Geceleri adli sohbet programinin sonunda cikardi.

coldmarch dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
coldmarch dedi ki...

Cuma günleri TRT 1'de geç saatlerde yayınlanırdı.Her hafta farklı bir konu vermesi açısından hiç sıkılmadan izlerdik.Otostopçu ise Magic Box star 1 'de yayınlanırdı ve oldukça erotik bölümleri vardı.

seda iö dedi ki...

Alacakaranlık Kuşağı ve Otostopçu dizilerinin yerini doldurabilecek iyi ki X-Files dizimiz vardı.
Şimdi X-Files'ı aratmayacak dizi yapılamıyor bile.

Adsız dedi ki...

afedersiniz altına mçar gene de izlerdim:D

Sneaky dedi ki...

Hayalci yapımdan mı yoksa fantastik şeylere ilgimden mi bilmiyorum bu dizinin hiç bir bölümünü kaçırmazdım. Sırf bu dizi yüzünden çocuk halimle yalnız ve gizemli olmaya çalışırdım. Unutamadığım bir kaç dizisi vardı. Mesela havacılar vardı,bunlar savaşa gitmek için büyük bir uçağa biniyorlardı. Altında bir insanın girebileceği yarım top şeklinde bir bölmesi vardı ve baş karakterimiz buraya girmişti. Sonra havada çatışma çıkmış bu bölmenin giriş yeri ve uçağın iniş takımları zarar görmüştü. Uçak inecek fakat karakterimiz orada sıkıştığı için uçağın altında ezilecekti.İşte uçağın benzini bitmek üzereyken ve kan ter içinde ne olacak diye beklerken karakterimiz bir kağıt ve kalem istemiş, iniş takımları olan bir uçak çizip buna konsantre olmuştu. Son deneme de iniş takımları açılmış ve çizgiden oluşan bu iniş takımlarıyla uçak inmişti.Bir başka öyküde Issız yolda iki arkadaş arabayla giderken canavar hikayelerinden bahsederek birbirlerini korkutuyorlardı ve en sonunda biri gerçek canavar çıkıp diğerini yiyordu. İki gencin birbirine aşık olduğu ve bu aşka kızın babasının karşı çıktığı bir hikaye vardı. En sonunda bu iki genç kütüphanede dünyanın en eski kitabını buluyor ve başka dünyaya ait giriş kapısının olduğu bir sayfaya konsantre olup o dünyaya geçiyorlardı. Bu ikisi o dünyada beyaz kurt oluyorlardı ve boyunlarında da gerçek hayatlarındaki yüzlerinin olduğu kolyeleri vardı. Bir başka hikayede kocasından dayak yiyen bir kadın vardı ve arkadaşı bir gün buna bir döberman heykelciği hediye ediyordu ve adam ne zaman kadına el kaldırsa gerçek bir döberman bitip kadını koruyordu. Şimdilik bu kadar yeter ve belirteyim ki Sonraları bu dizinin taklitleri çıkmaya başladı Dr. bilmem neyin odası diye vardı bir dizi o da güzeldi mesela...

visnelikek dedi ki...

bir bölümünü niyeyse hiç unutamıorum.bi sürüdoktor ve hemşire vardı ama sorun hiçbirisinin yüzü elleri falan gözükmüodu,bi de ameliyattanyeni çıkmış bi kadın vardı,kadınsürekli ağlıodu çünkü yüzünde korkunç bi şekil vardı ama kesinikle gösterilmiodu.doktorlar kadına sürekli o tarafa geçmek zorundasın bu halinle seni aramıza alamaız korkunç bu falan diolardı ama ben çatlıodum noolur bi kere göreyim die :) en sonunda kadını sürükleye sürükleye bi odanın içine atmışlardı.orda bi adam vardı ve nihayet bi insan yüzü görmüştük,gayet hoş yakışıklı bi amcaydı kendisi vekadına diodu ki:üzülme bu bizimkaderimiz,onlar gibi olamadık napalımdiodu ve kadının yüzünü gösteriodu birdenkamera :o da ne !!!dünya güzeli bi kadın!!!sonra doktorları hemşirelerin yüzünü görüoduk (yani bunlar normla insan oluodu) acaip ürkütücü yaratıklar olarak!:))unutamam bunu.

Karakedi dedi ki...

benim de hiç unutamadığım bir bölümü var: hapishanede geçiyor. genç bir mahkumu yaşlı bir amcayla aynı hücreye koyuyorlar. yaşlı amca "ben yakında öleceğim, gardiyanı ayarlayız, ceset torbasına girersin, gardiyan seni çıkartır" falan diyor. yanına çaktırmadan plastik boru falan alıyo, toprak altında nefes alabilsin diye. tam hatırlamıyorum ama bu gömülüyo bi tabutun içinde, aradan zaman geçip kimse bunu kurtarmayınca, cebinden çakmağı çıkartıp cesede bi bakıyo ki kendisini kurtarmasını beklediği gardiyan yatıyo tabutta bunun altında

bi dönem klostrofobiye sokmuştu bu bölüm beni, gırrr

Adsız dedi ki...

Bir bolumunde de evislerinden cocuklarinin tantanasindan bikmis usanmis bir kadin bahcesinde bir kolye buluyor. Kolyenin ucunda bir saat var. Boynuna takiyor. Bir gun cocuklari birbirleriyle kavga ederken patliyor 'Durun' diye bagiriyor. Zaman duruyor o anda. Kendisi haric herkes, hersey hareketsiz. Bunu bir alisveris merkezinde de deniyor. Hatta yakisikli adamlara dokunuyor :) Bu arada ortada bir dunya savasi cikacagina dair bir hava var. Bir gece sirenlerle uyaniyor aile. Savas cikmis ve ulkeler birbirlerine fuzeleri gondermeye baslamislar. Disari cikiyorlar. Herkes panik icinde oradan oraya kosturuyor. Kadin 'Durun' diye bagiriyor yine. Ve donuyor zaman. Gokyuzunde dusmek uzere olan fuzeler asili kalmis. Zamani ve savasi durdurmus ama koca dunyada tek basina kalakalmis buluyor kendisini. Bu bolum cok etkilemistir beni...

benerci1917 dedi ki...

ya bayıldım bu sohbete...sanırım herkes 1970 ile 1980 arası doğumlu...o uçakları düşüren yeşil canavar aslında alacakaranlık kuşağının doruk noktasıdır bence...üstelik hatırlarsanız olay aşırı uçak fobisi olan bir adamın uçağa binmek zorunda olmasını anlatır...fırtınalı bir gece uçmaktadırlar ve adam pencereden baktığında uçağın kanadında yürüyen canavarı görür...işte çocukluğumuz ve trt nin rezil edilmemiş dönemi...bir de şimdi bakın allahaşkına ne hale geldi...bu kuşak çok şanssız...

ayapmis dedi ki...

70 lerin sonlarinda doganlar bence yasanabilecek en son gercek cocuklugu yasadilar.bu dizide o donemin unuttugumuz en guzel hatiralarindan biri.bircok seyden yoksun buyumustuk ama mutluyduk.simdi benimde cocuklarim var.Ama onlar gibi kapana kisili degil ozgurduk.Babadan dayak yiyceni bile bile yemekten sonra kacmak,gece karanlikta korka korka saklanbac oynamak,sanki dunyanin en degerli seyiymis gibi bilye pesinde kosmak,toprak sahalarda pantolon yirtilana kadar top oynamak,sonra komsunun gizlice bahcesine girip kana kana cesmeden su icmek,daha niceleri.simdi herseyim var ama ozamanki huzurumdan zerre bile yok.keske o dizideki mucizelerden biri gercek olsada o gunlere geri donebilsek.

serkan dedi ki...

çoğu arkadaşıma katılıyorum.77 doğumluyum ve gerçekten nesil olarak çok şanslıymışız.duygu yüklüydük hepimiz.korkusuyla,heyecanıyla,sevgisiyle doya doya yaşadık çocukluğumuzu.laf aramızda alacakaranlık kuşağı yüzünden nice geceler abimin yanında uyumak zorunda kalmıştım :)

sdhattat dedi ki...

slm bende 78 doğumluyum ve gercekten biz çok şanslıyız 80ler ve 90lar bizim çocukluk dönemimize denk geldi tüm sadeliğiyle ve masumiyetiyle yaşadık bu dönemi. bu diziye gelince gec vakitte oynardı ve çogu zaman ebeveynlerim tarafından çokkez yatırlmaya çalışılmışımdır. bazı bölümlerin sonunu malesef göremedim ve okadar heycanlıydıki ertesi gün tüm tanıdıklara sorardım biri bana sonunu belki söyler diye ama çogu kez olumsuz olurdu sonuç. karakedinin dediği bölümü çok iyi hatırlıyorum ve sanırım benimde bilinç altımda önemli bir yere sahip bu durum. hala bazen derimki gömülmek istemiyorum yakılsammı acaba :) heralde diri diri gömülmek dünyanın en kötü kadrelerinden biri olsa gerek. ama benim sonunu merakla aradığım bölüm şuydu ve belki onu bulurum diye dolaşırken burda sizleri buldum. bilen varsa ve yazarsa çok sevinirim. çöl gibi bi yerde karıkoca karavanda kalıyolardı, kuyudan su çıkarmak için sürekli sondaj yapıyorlardı bi gün aşağıda bi uygarlık olduğunu anladılar. onlara ne gönderirlerse yerine okadar altın koyuyorlardı. adam bi gün aşağı inmek için hazırlandı indi ve eşi yukarı çektiğinde kostüm tamamen sabit duruyodu kadın korkuyla gözlüğü bi açtı göz deliklerinden altınlar döküldü ve birde teşekkür notu vardı hindi çok güzelmiş diye sonra kadın hazırlandı aşagı inip neler oldugunu görmek için amaaa ben o sırada malesef annemin kurbanı oldum tv yi kapattı ve beni odama şutladı.... arkadaşlar nolur bu bölümü hatırlayan varsa bana mutlaka yazsın. 93ten beri merak ediyorum ve bulamıyorum :( güzel mesajınızı beklicem. keşke tekrar yayınlansa diye bekliyorum.